|
|

|

|
 |
 |
| |

Marguerite Duras:1914 yılında
Çinhindi'nde doğan Duras, gençliğini geçirdiği bu ülkenin
atmosferinden ve olaylarından derinden etkilendi. 18 yaşında
Paris'e geldi; hukuk, matematik ve siyaset bilimi okudu.İlk
romanı Les Impudents'ı 1943 yılında yayımladı. Özyaşamöyküsel
bir roman olan Sevgili ile 1984'te Fransa'da Goncourt Ödülü'nü
aldı. Çok sayıda roman dışında, birçok senaryoya da imza attı.
Bütün eserlerinde edebiyatı sorguladı. 1960 Cannes Film
Festivali’nde gösterilen Hiroşima Sevgilim, Duras'ı ününün
doruğuna çıkardı. Duras 1996 yılının Mart ayında 82 yaşında
öldü.
Hiroşima Sevgilim:Kadın,
Fransa'ya dönmeden bir gün önce bir Japon erkekle karşılaşır.
Aralarında kısacık bir aşk yaşanır. Alain Resnais' nin
yönettiği Hiroşima Sevgilim adlı filmin başında kadınla erkeği
görmeyiz. Önce, Hiroşima'ya atılan atom bombasıyla başları,
kalçaları kopmuş gövdelerin bir ölüm ya da aşk çırpınışı
içinde oldukları seçilir. Bu parçalanmış, tanınmaz gövdelerden
yavaş yavaş kadınla erkeğin gövdeleri belirir: Çıplak;
yumuşak. Hiroşima'dan söz etmektedirler. Bu başlangıç,
hepimizin bildiği korkunç Hiroşima gerçeğinin gözümüzün
önünden geçmesi, bu insanlık ayıbının bir otel odasında, hem
de saygısızca anılması bile bile yapılmış bir sahnedir. İnsan
her yerde konuşabilir Hiroşima'yı; bir otel yatağında, kaçamak
bir sevişme sırasında bile. İki sevgilinin sevişen bedenleri
bize acı gerçeği sanki unutturur. Çünkü asıl ayıp ve çirkin
olan Hiroşima gerçeğidir. Marguerite Duras, bu kitabında,
ancak delilikle, çığlıklarla yatıştırılabilecek bir acıyı dile
getiriyor. Nevers'de, sevdiği adamın ölüsünün yanında saçları
kazınan, o olayın anısıyla yaşamaya mahk-m edilen genç Fransız
kadınının yaşadığı yıkım, Hiroşima'nın yıkımında tam
karşılığını buluyor.
|
|
|
 |
 |
 |
 | |
 |
|
| |
|
 |
| |

Lir ve Ateş / Chamber Musik
ensemble drama
Lir ve Ateş,
bağlama ve piyanonun aynı anda telleri taramasıyla mistik bir
başlangıç yapıyor. Yaylı sazların giderek çoğalan motifleriyle
bağlamanın öncülüğüyle de ezginin yer yer duraksayan, yükselip
alçalan yapısı, yürük aksak ritimli (9/8) cümleyle girişiyle
netlik ve kararlılık kazanıyor. Kayıttaki eserlerin genel
formu ve çalgılama yöntemi, piyano ve yaylı çalgılar
dörtlüsüne bağlamanın da katılım etkisiyle özgün bir tarz
alıyor. Eserlerin sık sık aksak ritim (9/16,5/8,7/8 vb.) ve
kimi makamsal dizileri (Nihavent, Kürdi, Nişabur, Hüseyni vb.)
içeriyor olması, yaylı dörtlü ve piyano sazlarına ahenk
farklılığı kazandırırken, yer yer modülasyon (göçkü),
yatay-dikey (melodi-armoni) yapıdaki aynı eserler, solistlik
niteliğini üstlenen bağlamaya da yeni soluklar getiriyor.
Eserlerde solistlik görevini üstlenmekte olan bağlamanın, icra
ve çalış tekniği bakımından sınırlarını zorlayan çalış
teknikleri (arpeggio, rasgueado, pizzicato vbg.), CD’nin
Doğaçlama (track 4,7), Su (track 8) ve Şarab-ı Aşk (track 6)
parçalarında özellikle kendini gösteriyor. Eserlerin genelinde
ise piyanonun bağlama tınısına yakın duran mute ve pizzicato
(tellerin parmaklarla gerek çekilip, gerek kapatılarak
çalınması) vb. teknikler içeren icrası, çalınan diğer saz
tınılarıyla da yan yana gelerek ayrı bir renk oluşturuyor.
Kemal Dinç ve Drama Oda Müziği Topluluğu adı altında kimi
şehirlerde (Berlin, Weimar, Nürnberg, Rotterdam ve Aachen)
sahnelenen esereler Berlin’de toplu olarak kaydedildi.
“Lir ve Ateş, bestelerimden oluşan ilk albüm. Önceleri kimi
müzik gruplarıyla çalışarak konser ve albüm kayıtlarında yer
almıştım. Bu dönemde siyasi içerikli etkinliklerden müzik
festivallerine uzanan çeşitli ülke ve şehirlerin
dinleyicilerine, tereddütle de yorumlamaya çalışıp söylediğim
Anadolu ezgilerini sunabilme olanaklarım olmuştu. Yirmi beş
yaşlarında duraksama ve kimi tıkanıklıklarımı giderme
arayışlarım, bir konserime gelerek kendisiyle tanıştığım müzik
eğitmeni Stefan Barcsay’ın birlikte çalışma teklifiyle klasik
müzik ve gitar öğrenme eğilimine yönelmişti. Bu ilk
eğitmenimin bana yalnızca bir şartı vardı: bağlama çalmayı
bırakmamak!
Müziğe uyarlama ve serbest doğaçlama yönündeki deneyimlerimden
ilki, Thüringen Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Don Kişot
oyununu müziklendirmek oldu benim için. Baş kahramanın
şizofrenik davranışlarından oyunun akış süresince diğer
kahramanların tipik davranışlarına, dansçıların koreografik
ölçümlerinden, okunulan epik-lirik içerikli şiirlere değgin
olguların karşılıklarını seslerle bulamak; bu arayışların
yaptığım müziğe de yansıdığını düşünüyorum. Ezgilerin
akışındaki yer yer ritmik duraksamalar, uyum ve gerilimli
armoniler, parçalanıp bütünleşen motifler, hırçınlaşıp
naifleşen pasajlar, kısaca eserlerin seciyesini
belirginleştirici bu olgular, içerideki gölgelerin seslerle
karşılıkları olarak ortaya çıkışı sayılabilir |
|
|
 |
 |
 |
 | |
| |
copyright ©
2006 erkan duman
| |
|