Mart Ayı Kültür & Sanat Etkinlikleri
 
 


Anasayfa
Kültür&Sanat Ana Sayfa

78. Oscar Ödülleri için     jkkjklıjktıklayınız......
 

 

 

 ...data.processing.department

.....desing.by.m.e.duman...2005

    

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 

 

[ OCAK ] [ ŞUBAT ]  [ MART ]  [ NİSAN ]  [ MAYIS ]  [ HAZİRAN] [ TEMMUZ ]    [ AĞUSTOS ]    [ EYLÜL ]    [ EKİM ]    [ KASIM ]    [ ARALIK ]

Seanslar       Sabah : 8.30          Öğle : 12.30              Akşam : 18.20

Adres : Atatürk caddesi Özel İdare Binası

Rezervasyon Tel : 0 456 213 6665

 

THE SQUID AND THE WHALE / MÜREKKEP BALIĞI VE BALİNA

Film, 1986 Brooklyn’inde yaşayan Berkman ailesinin özel hayatlarındaki sıra dışı ilişkileri yakalıyor. Bir akademisyen ve yazar olan Bernard (Jeff Daniels) ile yeniyetme bir yazar ve kıpır kıpır bir kadın olan karısı Joan (Laura Linney) evliliklerine son verirler. 16 yaşındaki oğulları Walt (Jesse Eisenberg) ve 12 yaşındaki Frank (Owen Kline) ise karmaşık ve birbirine zıt duyguları ile boğuşmaya terk edilirler.
Bu tecrübe, buluğ çağındaki Walt için hassas bir geçiş olduğu kadar eğlencelidir de ama Frank için çok karmaşık ve erkendir. Bu zor geçiş döneminde Berkmanların yaşamında ortaya çıkan
duygusal gerilimler, bir ailenin kendini yeniden tanımasını çok ince nüanslarla anlatıyor
Yönetmen :    Noah Baumbach   Oyuncular: Bernard Berkman- Joan Berkman

 

 
 

Lev Nikoleviç Tolstoy 9 Eylül 1828’de Tula´da bulunan ailesine ait Yasyana Polyana Malikanesinde zengin bir toprak sahibinin oğlu olarak doğdu. Küçük yaşta öksüz ve yetim kalınca, eğitimi için Kazan’a halalarının yanına gönderildi. Daha bu yaşta Pascal, Platon, Dickens gibi klasikler okumaya başladı ve kendine bir yaşam felsefesi belirlemeye karar verdi.1843’te Doğu dilleri okumak üzere Kazan Üniversitesi’ne girdi, kısa süre sonra Hukuk Fakültesi’ne geçti. 1847’de burayı da yarım bırakarak Yasyana Polyana’ya geri döndü. 1851’de, yirmi üç yaşındayken, düzensiz hayatının yarattığı boşluğa son vermek ve alacaklılarından kurtulmak için orduya yazıldı ve 1854-55 arası Kırım’da topçu teğmeni olarak savaştı. Bu dömende otobiografik eserler olan Çocukluk, İlk Gençlik ve Gençlik’i ve ayrıca Tipi, İki Süvari Subayı ve Toprak Ağası’nın Sabahı’nı yazdı. Bu ilk başarılarından sonra kendini edebiyata adamaya karar verdi.
Anna Karanina
Tolstoy’un her şeyi gören, herkesin hakkını veren, hiçbir ışığı, hareketi, ruhsal dalgalanmayı, şüpheyi, gölgeyi kaçırmayan, inanılmayacak kadar dikkatli, açık, kesin ve zekice bakışı, bu romanın sayfaları çevirdikçe okura, “evet, hayat böyle bir şey!” dedirtir. Yarıştan önceki bir atın diriliğini, mutsuz bir bürokratın yavaş yavaş düştüğü yalnızlığı, bir kadın kahramanının üst dudağını, bir büyük ailedeki dalgalanmaları, hep birlikte yaşanan hayatlar içinde tek tek insanların inanılmaz ve hayattan da gerçek kişisel özelliklerini Tolstoy mucizeye varan bir edebi yetenek, hoşgörü ve sanatla önümüze seriverir. Roman sanatı konusunda eğitim için okunacak, defalarca okunacak ilk roman Anna Karenina’dır. Nabokov’un bu büyük roman hakkındaki sonsözü ise Tolstoy’un mirasçısı bir başka büyük yazarın edebiyat, roman ve hayat konusunda vazgeçilmez bir dersi niteliğinde

 

 
 

İstanbul'da bienal / Sibel Yardımcı

Otuz yılı aşkın bir süredir İstanbul, festivalleri aracılığıyla dünyanın kültürel coğrafyasında kendisine bir yer arıyor. Ancak, festivallerin ve sanat bienalinin amacı, başka ülkelerin kültürlerini/sanatlarını geniş kitlelere tanıtıp kültürlerarası etkileşimi geliştirmekten ibaret değil. Kent seçkinlerinin, Cumhuriyet sonrasında heybetinden çok şey kaybeden İstanbul’u yeniden bir dünya kenti haline getirme özlemlerini gidermek ve kentlerin de kendi başlarına bir gösteri olarak var olabildikleri bir dünya düzeninde İstanbul’u bir kültür başkenti yapmak gibi başka amaçları da var. Dolayısıyla artık festivaller yalnızca kültürel değil, bir o kadar da ekonomik ve politik birer proje.
İstanbul Bienali, 2005 yılı için kavramsal çerçevesini “İstanbul” olarakbelirledi, hem kentsel mekânın kendisine, hem de bu mekânın dünya açısındantaşıdığı anlamın imgesel gücüne işaretle... Küreselleşen İstanbul’da Bienal, tam da bu zamanda İstanbul Bienali’ne eleştirel bir bakış yöneltmeyi öneriyor. Günlük hayatın estetikleşmesi ve tüketim kültürü bağlamında kent-bienal etkileşimine bakıyor.

 

 
 
 

'Kadına yönelik şiddet' temasının işlendiği 4. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali', 11 Mart-4 Nisan tarihleri arasında İstanbul, Samsun, Diyarbakır ve Van'da gerçekleştirilecek.
Taksim'deki Golden Age Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Festival Koordinatörü Yönetmen Melek Özmen, dünyada her 3 kadından 1'inin 'fiziksel, ekonomik veya psikolojik şiddete maruz kaldığını' söyledi.
'Kadına yönelik şiddete karşı son zamanlarda toplumlarda önemli bir duyarlılığın oluştuğunu, ancak hala bu konuda şiddete maruz kalan kadınların 'kurban' olarak nitelendirildiğini' kaydeden Özmen, bu yüzden konuya dikkat çekmek amacıyla festivalin ana temasını ''kadına yönelik şiddet'' olarak belirlediklerini bildirdi. Özmen, bu yıl 4'üncüsü düzenlenen festivale değişik ülkelerden çok sayıda film başvurusu yapıldığını ve festivalin çok fazla ülkede tanınmaya başladığını anlatarak, film seçerken de kadına yönelik pozitif ayrımcılık yaptıklarını dile getirdi.

Melek Özmen, "Onun için festivalde erkek yönetmenlerin değil, kadın yönetmenlerin filmlerini göstereceğiz. Bizim için filmin konusu yok. Yeter ki filmin yönetmeni veya yönetmenlerinden birisi kadın olsun'' diye konuştu.
Festival programı
Özmen'in verdiği bilgiye göre, festival, İstanbul'da 11-18 Mart tarihleri arasında İstanbul Modern, Hasan Ali Yücel ve Fransız Kültür merkezlerinde, 25-26 Mart'ta Samsun Atatürk Kültür Merkezi'nde, 1-2 Nisan'da Diyarbakır Sanat Merkezi'nde, 3-4 Nisan'da da Van Kültür Sarayı'nda yapılacak.
Bu yıl festivalde yenilik olarak kısa film ve film okuma adıyla farklı atölye oluşturuldu. Söz konusu atölyelerde, şiddete maruz kalan kadınlar kendilerini ifade etme şansı bulacak.
İstanbul Modern'de oynayacak filmler için 3 YTL'lik bir ücret belirlenirken, diğer salonlarda sanatseverler filmleri ücretsiz izleyebilecek.
Festivalde, bazıları ödüllü 14 ülkeden kadın yönetmenlerin 33 filmi gösterime sunulacak.
Etkinliğin galası ise geçen yıl Türkiye'nin değişik yerlerinde sürdürülen kadın grupları ve kurumlarının mücadele deneyimlerini, pratiklerini ve kadınların toplumsal cinsiyet eşitsizliklerini giderme çabasını derleyen 'Mor Gündem 2005' adlı film gösterimi ile Yeni Melek Gösteri Merkezi'nde yapılacak

butce

 
   
 

Depeche Mode / Playing The Angel

 Playing The Angel isimli yeni Depeche Mode albümü dünya ile aynı anda ülkemizde de yayımlanıyor. Dave Gahan, 11. stüdyo albümleri "Playing the Angel" için "Bu albüme başlamadan önce bitirilmemiş bir işin olduğunu hissetmiştik" diyor. Böylece dünyanın önde gelen en iyi elektronik pop grubu "yapabilecekleri en iyi albüm" için tekrar bir araya geliyor.
Playing the Angel , 25 yılı aşkın süredir bir arada olan, dünya çapında 50 milyondan fazla albümü satılmış, İngiltere'de 38 hit single'ı ve en az 13 top on albümü olan grubun şaşırtıcı derecede yeni, hayatdolu bir albümü. Grup üyeleri 30 yıldır birlikte olmalarına rağmen hala yeniliklerini koruyorlar.